|
Tweet | Tarih: 04-09-2026 11:28 |
Dünyanın iklim dengesi açısından önemli doğal olaylardan biri olan El Niño yeniden güçleniyor. Doğu ve orta ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan olay, yalnızca Pasifik çevresini değil, dünyanın farklı bölgelerindeki sıcaklık ve yağış düzenlerini de etkileyebiliyor.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (NOAA) ağustos ayı değerlendirmesine göre El Niño’nun 2026 sonbahar ve kış aylarında çok güçlü seviyeye ulaşma ihtimali yüzde 90’ın üzerinde. Kurum ayrıca ekim-aralık döneminde, 1950’den bu yana kaydedilen olayları aşabilecek tarihi bir El Niño yaşanma ihtimalini yüzde 69 olarak değerlendiriyor.
NOAA verileri, doğu ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin 2 dereceden fazla üzerine çıktığını gösteriyor. Temmuz ayında Niño-3.4 bölgesindeki sıcaklık anomalisi 1,4 derece olarak ölçülürken, Niño-1+2 bölgesinde bu değer 2,9 dereceye ulaştı.
Bu gelişme, atmosfer ve okyanus arasındaki etkileşimin de güçlendiğine işaret ediyor. El Niño’nun şiddeti arttıkça sıcaklık, yağış ve kuraklık gibi iklim kaynaklı etkilerin görülme ihtimali de artıyor. Ancak güçlü bir El Niño’nun aynı hava koşullarını dünyanın her bölgesinde oluşturacağının garantisi bulunmuyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü de mevcut El Niño olayının 2027’nin ilk aylarına kadar etkisini sürdürme ihtimaline dikkat çekiyor. Kurum, Pasifik’teki olağanüstü sıcaklıkların olayın tarihteki en güçlü El Niño örneklerinden biri haline gelme ihtimalini gündeme taşıdığını bildiriyor.
Güçlü El Niño dönemleri dünyanın farklı bölgelerinde aşırı yağış, sel, kuraklık ve sıcak hava olaylarının görülme olasılığını değiştirebiliyor. Bu nedenle özellikle tarım, su kaynakları, enerji ve afet yönetimi açısından önümüzdeki ayların yakından takip edilmesi gerekiyor.
El Niño’nun Türkiye üzerindeki etkisi doğrudan ve tek yönlü değil. Akdeniz havzasında sıcaklık ve yağış düzenleri üzerinde dolaylı etkiler oluşturabilen El Niño nedeniyle Türkiye açısından özellikle sonbahar ve kış aylarına ilişkin mevsimsel tahminlerin yakından izlenmesi önem taşıyor.
Uzmanların vurguladığı temel nokta ise El Niño’nun tek başına belirli bir bölgede kesin olarak kuraklık ya da yağış anlamına gelmediği. Bölgesel sonuçlar atmosferik dolaşım, okyanus sıcaklıkları ve diğer iklim etkenlerinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor.
Dünya genelinde sıcaklık rekorlarının arka arkaya kırıldığı bir dönemde güçlü bir El Niño’nun ortaya çıkması ise küresel sıcaklıklar açısından dikkat çekici bir tablo oluşturuyor.