|
Tweet |
Altın fiyatlarında küresel gelişmeler ve artan jeopolitik risklerin etkisiyle yeni rekor seviyelerin görülmesi sürpriz olarak değerlendirilmiyor. Aynı risk algısından beslenen ve dünya genelinde daha sınırlı üretime sahip olan gümüşte ise yükselişin çok daha hızlı seyrettiği dikkat çekiyor. Yatırım bankaları ve analistlerin iki kıymetli metal için ilk hedefleri netleşmiş durumda: Ons altında 5 bin dolar, gümüşte ise 100 dolar seviyesi. Son haftalarda yaşanan gelişmeler, altın ve gümüşün bu hedeflere adım adım yaklaştığını gösteriyor.
Özellikle son bir haftada fiyat hareketleri dikkat çekici biçimde hızlandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ABD topraklarına katma isteğini giderek daha sert bir dille dile getirmesi, piyasalarda jeopolitik risk algısını güçlendirirken, kıymetli metallere olan talebi de artırdı. Bu söylemler, altın ve gümüş için şu an en güçlü destek unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Geçen hafta gümüş yüzde 11,74 oranında yükselirken, altının ons fiyatında yüzde 1,71’lik artış yaşandı. Yılbaşından bu yana bakıldığında ise gümüşte yüzde 25,5, altında ise yüzde 6,3 oranında getiri oluştu. Yeni haftaya da yüksek seviyelerden başlayan kıymetli metaller, Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda yapılan açıklamalar ve Trump’ın hemen her söyleminin piyasalar üzerindeki etkisiyle güçlü bir ivme kazandı.
Altın, geleneksel “güvenli liman” algısını korumaya devam ediyor. Küçük yatırımcılardan büyük fonlara kadar geniş bir kesim için güvenli bir varlık olarak görülen altın, özellikle büyük merkez bankalarının ve yüksek hacimli ülke alımlarının artmasıyla da destekleniyor. Gümüşte ise altına benzer bir güvenli liman algısının giderek güçlendiği görülüyor. Altına erişemeyen yatırımcıların birikim amacıyla gümüşe yönelmesi, sanayide yenilenebilir enerji ve yapay zekâ yatırımlarına bağlı artan talep ve buna karşılık sınırlı üretim, gümüş fiyatlarının daha hızlı hareket etmesine zemin hazırlıyor.
Piyasalardaki “güven” sorununun temelinde ise birden fazla küresel gelişme bulunuyor. Özellikle geçtiğimiz haftaki gelişmelerin ardından yeni haftaya da endişeli bir beklentiyle girildi. İran başta olmak üzere dünya genelinde artan jeopolitik gerilimler değerli metalleri desteklerken, yatırımcıların odağı Trump’ın Grönland’a ilişkin söylemlerine çevrilmiş durumda.
2025 yılı itibarıyla dünyada merkez bankalarının altın alımları 300 tonu aşmış durumda. Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan bu dönemde en fazla alım yapan ülkeler arasında yer aldı. Yatırım bankaları ve analistler, altın ve gümüşte belirledikleri ilk hedefleri koruyor. Research tarafından yapılan değerlendirmede, kısa vadeli hedef fiyatların değişmediği belirtilirken, ons altın için 5 bin dolar, gümüş için ise 100 dolar seviyesi işaret edildi. Kuruluş, gümrük tarifelerine ilişkin kararların gecikmesine bağlı belirsizliğin, ABD’deki metal stoklarının küresel piyasalara hızlı dönüşünü şimdilik engelleyebileceğini ve bunun da fiziki piyasalardaki küresel sıkılığı uzatabileceğini vurguladı.
BNP Paribas Emtia Stratejisi Direktörü David Wilson da jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle altının 5 bin dolar sınırına dayanacağını, gümüşün ise 100 doları gördükten sonra sert bir düzeltme yaşayabileceğini öngörüyor. Bloomberg’e konuşan Wilson, yükselişin arkasındaki temel nedenin belirsizlik olduğuna dikkat çekerek bu durumu “Trump etkisi” olarak tanımlıyor.
Altında rekorlar peş peşe gelmeye devam ediyor. Dün ons altında gün içinde yaklaşık yüzde 2,5’lik bir değer artışı görülürken, pazartesiden bu yana yükseliş yüzde 6,3’e ulaştı. Bu hareketle birlikte ons altın fiyatı 4 bin 862 doların üzerine çıktı. Gümüş ise 95,13 dolar seviyesinin üzerini test etti. Kapalıçarşı kuyumcu esnaflarından Nazar Özsahakyan, piyasalardaki bu süreci “Trump etkisi” olarak değerlendirerek, küresel ölçekte yaşanan krizlerin birbirine bağlı hale geldiğini ve yatırımcıların ani dalgalanmalar nedeniyle diğer yatırım araçlarından uzak durduğunu belirtti. Özsahakyan’a göre bu ortamda en güvenli tercih kıymetli metaller olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, geçtiğimiz hafta Fed Başkanı Jerome Powell’ın, ABD Adalet Bakanlığı’nın Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili olarak kendisine yönelik bir cezai iddianame tehdidinde bulunduğunu açıklaması, Fed’in özerkliğine ilişkin endişeleri artırmıştı. ABD Başkanı Trump’ın Çin ve Rus gemilerinin Kuzey Buz Denizi’ndeki faaliyetlerini gerekçe göstererek Danimarka Krallığı’na bağlı Grönland’ı ABD topraklarına katma isteğini dile getirmesi ve AB ülkelerini gümrük tarifeleriyle tehdit etmesi, küresel tansiyonu daha da yükseltti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Davos’ta yaptığı “AB zorbalığa boyun eğmeyecek” açıklaması da piyasalardaki belirsizlik algısını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı.