|
Tweet | Tarih: 08-06-2026 11:28 |
İran, İsrail ve ABD arasında 2026 yılı başından bu yana devam eden savaşta ateşkes umutları ciddi şekilde zayıfladı. Son günlerde yaşanan karşılıklı saldırılar, Nisan ayında sağlanan kırılgan ateşkesin fiilen sona erme noktasına geldiğini gösteriyor. İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırılarıyla başlayan yeni gerilim dalgası, İsrail'in İran topraklarındaki askeri hedeflere yönelik hava operasyonlarıyla karşılık buldu.
Uzmanlara göre gerilimin merkezinde yalnızca İran ve İsrail arasındaki doğrudan rekabet bulunmuyor. Lübnan'daki Hizbullah faaliyetleri, Yemen'deki Husilerin saldırıları ve ABD'nin Körfez'deki askeri operasyonları da krizi besleyen unsurlar arasında yer alıyor. Son haftalarda özellikle Lübnan cephesinde yaşanan gelişmeler, İran tarafından ateşkes ihlali olarak değerlendirildi.
İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırılarının ardından İsrail savaş uçakları Tahran, İsfahan, Tebriz ve Kirmanşah çevresindeki askeri hedefleri vurdu. ABD ise bu saldırılara doğrudan katılmadığını açıkladı.
Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla birlikte enerji piyasalarında da endişe arttı. İsrail'in İran'daki petrokimya tesislerini hedef aldığı saldırılar ve İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskıyı artırması, petrol fiyatlarını yukarı yönlü hareketlendirdi. Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının 96 dolar seviyesinin üzerine çıktığı bildiriliyor.
Küresel enerji ticaretinin önemli bölümü Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz üzerinden gerçekleşiyor. İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemileri hedef alma tehdidi de uluslararası ticaret açısından yeni riskler yaratıyor.
Washington yönetimi bir yandan İran'a karşı sert tutumunu sürdürürken diğer yandan kapsamlı bir savaşa dönüşebilecek yeni bir cephe açılmasını istemiyor. Son açıklamalar, ABD'nin doğrudan savaşı büyütmek yerine diplomatik kanalları açık tutmaya çalıştığını gösteriyor. Ancak İran'ın Körfez'deki Amerikan üslerini hedef alması durumunda dengelerin hızla değişebileceği değerlendiriliyor.
Çatışmaların büyümesi halinde Türkiye'nin de ekonomik ve diplomatik etkilerle karşılaşması bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, bölgesel ticaret yollarındaki aksama ve yeni göç hareketleri Ankara'nın yakından takip ettiği başlıklar arasında bulunuyor. Ayrıca Türkiye'nin hem İran hem de İsrail ile diplomatik ilişkilere sahip olması, olası arabuluculuk girişimlerinde önemli bir rol üstlenebileceği yorumlarını beraberinde getiriyor.
Mevcut tablo, tarafların henüz tam kapsamlı bir savaşa yönelmediğini ancak ateşkes mekanizmasının ciddi şekilde zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde İran'ın vereceği karşılıklar, İsrail'in operasyonlarının kapsamı ve ABD'nin sahadaki pozisyonu çatışmanın geleceğini belirleyecek. Uzmanlar, tek bir yanlış hesaplamanın Orta Doğu'yu yeniden geniş çaplı bir savaşın içine çekebileceği uyarısında bulunuyor.