Bir zamanlar iş bulmak büyük meseleydi. Gazete ilanları takip edilir, tanıdıklar aranır, bir işe girebilmek için kapılar aşındırılırdı. Üniversite mezunları bile aylarca iş arar, tek bir pozisyon için yüzlerce kişi başvururdu.
Bugün ise özellikle bazı sektörlerde farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Fabrikalar, atölyeler, restoranlar ve küçük işletmeler eleman arıyor. Esnafın, sanayicinin ortak şikâyeti aynı: “İş var ama çalışacak insan yok!”
Peki, ne oldu da dün iş arayanların çok olduğu bir ülkede bugün işçi bulmak bu kadar zorlaştı?
Bu sorunun cevabını yalnızca insanların çalışma isteğinde aramak yanlış olur. Ücretlerden çalışma koşullarına, mesleki eğitimden değişen beklentilere kadar pek çok etken bu tabloyu oluşturuyor.
Öncelikle geçim meselesi var. Bir işçinin günün büyük bölümünü işte geçirmesine rağmen kazancıyla temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması, çalışma hayatına bakışını değiştiriyor. Ulaşım ve yemek masrafları da eklendiğinde, alınan ücretin yapılan işe değip değmediği daha fazla sorgulanıyor.
İşverenin durumu da kolay değil. Artan kira, enerji ve üretim maliyetleri, işletmelerin ücretleri yükseltmesini güçleştiriyor. Böylece işverenin ödeyebildiğiyle çalışanın geçinebilmek için ihtiyaç duyduğu arasında ciddi bir fark oluşuyor.
Çalışma koşulları da bu denklemde önemli bir yer tutuyor. Uzun mesailer, yoğun tempo ve sınırlı dinlenme imkânları, özellikle gençlerin bazı sektörlerden uzaklaşmasına yol açabiliyor. Yeni nesil yalnızca bir işe girmek değil, o işte kendisine bir gelecek kurmak istiyor. Emeğinin karşılığını alabildiği ve özel hayatına da zaman ayırabildiği bir düzen arıyor.
Bir diğer sorun, nitelikli eleman eksikliği. Sanayide, teknik işlerde ve zanaat alanlarında yetişmiş çalışan bulmak giderek güçleşiyor. Herkes üniversite diplomasına yönelirken mesleki eğitimin önemi zaman zaman geri planda kalıyor. Oysa iyi bir kaynakçı, elektrikçi, makine ustası veya tesisatçı da ekonominin vazgeçilmez parçaları.
Burada işverenlerin de kendilerine sorması gereken sorular var: Sunulan ücretler ve çalışma şartları yeterli mi? Gençlere meslek öğretecek imkânlar sağlanıyor mu? Deneyim beklenen çalışanlara bu deneyimi kazanabilecekleri fırsatlar veriliyor mu?
Çünkü bazen gerçekten çalışacak insan bulunamıyor, bazen de sunulan koşullarda çalışmak isteyen bulunamıyor. Bu iki durum birbirinden farklıdır ve çözümü de aynı değildir.
Üstelik işsizlik ile eleman açığı aynı anda yaşanabiliyor. İş arayanların nitelikleri, beklentileri veya yaşadıkları yer ile işverenlerin ihtiyaçları örtüşmeyebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca iş sayısını artırmak değil, iş gücü piyasasındaki bu uyumsuzluğu gidermek.
Asıl mesele, işin olması değil; o işin insana geçinebileceği bir hayat sunabilmesi.
İşverenin ayakta kalabildiği, çalışanın da emeğinin karşılığını alabildiği bir denge kurulmalı. Bunun için mesleki eğitim güçlendirilmeli, ustalık yeniden değer kazanmalı ve çalışma koşulları iyileştirilmeli.
Dün insanların işi yoktu, bugün bazı işlerin insanı yok. Bu değişimi anlamak için tek bir soruya odaklanmak gerekiyor:
İnsanlar mı çalışmak istemiyor, yoksa çalışmanın karşılığı mı beklentileri karşılamıyor?
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|